Bitkilerin ihtiyaç duyduğu bitki besin maddelerinin miktarını belirlemede, dolayısıyla gübreleme tavsiyesi bulunmada öncelikle toprak ve yaprak analizine ihtiyaç vardır. Daha sonra ise arazi gözlemleri de bize önemli ipuçları vermektedir. Ancak arazide gördüğümüz belirtiler bir noksanlık veya toksisite (zehirlenme) belirtisi olabilir. Böyle bir durumda mevcut bir ekonomik kayıp olmuş demektir. Yani eksiklik görüldüğünde yapılan gübrelemede bile bir ekonomik kayıp söz konusudur. Bu yüzden toprak ve yaprak analizleri ışığında gübreleme yapmak esastır. Gözlemler ise yardımcıdır.

NOKSANLIKLARININ NEDENLERİ

Bitkilerde besin noksanlıkları birçok nedenle ortaya çıkabilmektedir. Burada bunların tamamını sıralamamız mümkün değildir. Ancak, ana başlıklar halinde sıralayacak olursak;

  • Toprakta besin maddesinin mutlak noksanlığı.
  • Besin maddelerinin bitki tarafından alınabilirliğini sınırlandıran toprak ve diğer çevre etmenleri.
  • Dengesiz gübreleme.
  • Besin maddelerinin alınımını ve kullanımını zorlaştıran bitkisel özellikler.

Yukarıda sıralanan ana başlıklar içerisinde en fazla etkin olanı, besin maddelerinin mutlak noksanlığı değil, alınabilirliğinin sınırlı olmasıdır. Özellikle azot olmak üzere diğer besin maddelerinin de toprakta mutlak noksanlığı gözükebilmektedir. Ancak, alınabilirliğin sınırlı olması hem daha fazla gözükmekte hem de bu sınırlayıcı faktör düzeltilmedikçe gübreleme etkin olmamakta ve bitki besin noksanlığı devam etmektedir.

Alınabilirliği sınırlandıran faktörler;

KİMYASAL FAKTÖRLER

A)Toprak pH’sı

Toprak pH'sı toprağın alkali yâda asidik olduğunu görmemizi sağlayan bir nevi göstergedir. Toprak bünyesinde bulunan OH- iyonları ve H+ iyonlarının dengesine bağlı olarak toprak pH'sı değişim göstermektedir.

Toprakta OH- iyonlarının fazla olması bu toprağın alkali olduğunu yani pH'sının yüksek olduğunu gösterir. Aynı şekilde toprakta H+ iyonlarının fazla olması da bu toprağın asidik olduğunu yani pH'sının düşük olduğunu gösterir.

Toprak pH'sı yükseldikçe ve azaldıkça bir takım elementlerin de bitki tarafından alımı azalmaktadır. Bir çok besin elementinin alınabilirliği açısından en uygun pH 6.0-7.0 arasındadır. Bu aralığın dışına çıkıldığında; toprakta besin maddesi var olsa bile, alınımında problem yaşanmakta ve bitkide noksanlık görülmektedir. Bu konudan en çok etkilenen elementlerin başında da iz elementler gelmektedir. Bunu da şu şekilde açıklayabiliriz. Toprak pH'sı yüksekse ortamda OH- iyonları fazla demektir. Yani ortamda bulunan iz elementlerin hidroksil iyonlarına bağlanarak, metal hidroksitlerin oluşmasına neden olmaktadır.

Örnek olarak ortamda bulunan Fe elementi OH- ile birleşip Fe(OH)3 ve Fe(OH)2 oluşturmakta ve bu da bitki tarafından zor alınan bir elemente dönüşmektedir.

Bir diğer örnek fosfor içinde verilebilir. Toprak pH'sı yükseldikçe ortamdaki kalsiyum fosfor ile birleşip CaPO4- oluştur. Bu bileşik bitkiler tarafından alımı zor bir bileşiktir ve bu nedenle pH yükseldikçe fosfor alımı azalır.

Aşağıdaki tabloda besin elementlerinin alınabilirliği optimum pH değerleriyle birlikte verilmektedir.

Tabloda besin elementlerinin alınabilirliği optimum pH değerleriyle birlikte verilmektedir.

*Karadeniz bölgesi dışında, Türkiye toprakları genel anlamda yüksek pH’ya (7 üzeri) sahiptir.

Bitki kökleri toprağın katı kısmındaki besinleri değil toprak solüsyonu içindeki besinleri alırlar. Bu yüzden bizi ilgilendiren kısım toprak solüsyonu (sıvısı) içersindeki besin maddeleridir. Toprakta oluşan bazı bileşiklerin suda çözünmesi zor olduğu için bu söylediğimiz sıvı kısma geçemezler ve bitkiler bu besinlerden kısa sürede yararlanamazlar.

pH'sı istenilenden düşük topraklarda toprağın yapısını düzenlemek daha kolaydır. Belli oranlarda CaCO3 (kireç) ilave ederek toprak pH'sı artırılabilir. Fakat genelde topraklarımızın pH'sı yüksektir ve toprakların pH'sını düşürmek o kadar da kolay değildir. Bu yüzden yetiştiricilik yapılan toprağı çok iyi tanıyıp, analiz ettirip bir uygulama yapmalıyız. Analiz yaptırmadan toprağa kireç ilavesi yaparsak ve eğer pH zaten yüksekse daha da yükseltmiş oluruz ve toprağı daha da kötüleştirmiş oluruz.

Bir toprağın arzu edilen pH değeri 5,5 – 7 arasında olmalıdır. Memleketimiz topraklarının büyük bölümünün pH değerinin 7 nin üzerinde olması arzu edilmeyen bir özellik olup, bitki beslenmesinde sorunlar yaratmaktadır. 0- 14 arasında değişen pH değerleri logaritmik bir ifadedir. Her pH birimi değişikliği, şiddeti 10 kat arttırır. Örneğin pH sı 8 olan bir toprağın alkalilik derecesi 10 ise, pH sı 9 olan bir toprağın alkalilik derecesi 100 dür.Toprak bitki besin maddelerince ne kadar zengin olursa olsun, yüksek pH ortamında bu maddelerin bir kısmının bitkiler tarafından alımı sınırlıdır. Toprakta yeterli miktarda bitki besin maddeleri olabilir, fakat uygun pH ortamı yoksa bitkiler bu besin maddelerinden yeterli miktarda yararlanamazlar. Onun için toprak ve yaprak analizlerini birlikte yapmakta fayda vardır.

Üretici olarak yüksek pH'lı topraklarda eğer damlama sistemi ile çalışıyorsak toprak pH'sını düşürmek için yüksek miktarlarda kükürt atmak yerine; verdiğimiz gübre solüsyonunu asitleştirerek veya asit karakterli gübreler seçerek, kök bölgesine asidik gübre çözeltisi gönderip verdiğimiz besinlerin alımını sağlamak daha doğru olur. Ayrıca topraktan vereceğimiz iz elementleri de şelatlı olarak vermemiz bu iz elementlerin alımını daha da artıracaktır. Demir (Fe) için EDDHA şelatını diğer iz elementler için EDTA şelatını seçmemiz daha doğru olur.


B) Besin Elementlerinin Birbirine Antagonistik Etkileri

Bir besin elementinin başka bir besin elementinin alınabilirliği üzerine olumsuz etki yapmasına ANTAGONİZM denir. Bir elementin topraktaki mutlak fazlalığı veya gübreleme ile topraktaki miktarının artırılması sonucu diğer elementlerin alınımında sorunlar çıkması sıkça karşılaşılabilen bir durumdur, aşağıdaki antagonizm ve elementler arası sinerjik (uyum) etkileşim tablo halinde verilmektedir


N P K Mg Ca Zn Cu Mn B Mo Fe
Azot (N) A S A A
Fosfor (P) A A A A A
Potasyum (K) A S A S
Magnezyum (Mg) S A
Kalsiyum (Ca) A A A A A A A
Çinko (Zn) A A A
Bakır(Cu) A A A
Mangan (Mn) A A
Bor (В)
Molibden (Mo) S A A A A
Demir (Fe) A A
* A = Antagonizm (Geçimsiz)      S = Sinerjizm (Uyumlu)

TOPRAĞIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Toprağın olumsuz fiziksel özellikleri veya fiziksel özelliklerinin bozulması bitki besin maddelerinin alınabilirliğini sınırlamakta ve beslenme bozukluklarına sebep olabilmektedir.

Olumsuz fiziksel özellikler;

  • Toprak strüktürünün bozuk olması ya da gübreleme, toprak işleme vb. kültürel işlemler ile strüktürün bozularak kökün toprakla iyi temas edememesi.
  • Toprağın sürekli aynı derinlikte işlenmesinden dolayı taban taşının oluşması.
  • Aşırı sulamalar, su baskınları gibi nedenlerle aşırı ıslaklık ve havasızlık oluşumu.
  • Çeşitli nedenlerle toprağın sıkışıklığı.
  • Havalanması düşük ve su tutma kapasitesi yüksek killi topraklar.
  • Fazla havalanan ve besin maddesi tutma kapasitesi (katyon değişim kapasitesi) düşük olan topraklar.

BİYOLOJİK FAKTÖRLER

Toprakta yetiştirilen kültür bitkisi dışında birçok canlı yaşamaktadır. Bunlardan bazılarının besin maddelerinin alınabilirliğine olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu canlılar: nematodlar, mantarlar, bakteriler, virüsler ve yabancı otlar olarak sıralanabilir. Beslenme bozuklukların neden olma şekilleri ise;
  • Köklerde ve gövdede oluşan zararlar; kök yumruları, kök çürüklükleri, iletim demetlerinin tıkanması vb.
  • Toprakta yaşayan diğer canlıların besin maddeleri için rekabeti; daha çok yabancı otlar ve mikroorganizmalar, bütün besin elementleri ile birlikte özellikle azot konusunda mevcut kültür bitkisi ile rekabet ederler.

Bize ulaşın

Antalya Organize Sanayi Bölgesi İkinci Kısım 22.Cadde No:10 07190 Döşemealtı